Siyasal İslam ve getirdiği dönüşüm dünden, bugüne olacak bir dönüşüm değil. Bugünün Türkiye'sini ve Ak Parti'yi daha iyi anlayabilmemiz için Siyasal İslam ideolojisinin tarihini iyi bilmemiz gerekir. Çünkü dününü bilmeyen, bugününü ve yarınını sağlam temeller üzerine kuramaz.
29 Ekim 2023 tarihinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin yüzüncü yaşını kutladık. Yüzyıl önce, Sovyetler Birliği'nin desteği ile Anti Emperyalist, Kamucu Ekonomi ve Laiklik eksenli kurulan Türkiye Cumhuriyeti gelinen yüzyılın sonunda köklü değişime uğradı. 1950 yılında Demokrat Parti'nin seçim ile başa gelmesiyle başlayan dönüşüm, 2002 yılında Ak Parti'nin seçimle iktidara gelmesiyle, Birinci Cumhuriyet'in yıkılmasıyla son buldu. Bu dönüşümün adı Siyasal İslamdı. Bu yazı dizisinde 1950'den günümüze, Siyasal islam'ın kısa tarihini anlatacağım.
Siyasal İslam kısaca, değişimi iktidarın gücü ile din odaklı hedefleyen bir ideolojik yaklaşımdır.Türkiye'de Siyasal İslam, terör ve şiddeti kullandığı gibi tırnak içinde demokratik yöntemler ile dinin etkinliğini toplumumuz da arttırmaya çalışır.
1950'Lİ VE 1960'LI YILLAR
1950 yılı Cumhuriyet Halk Partisinin (CHP) iktidarının son bulup, Demokrat Parti (DP) iktidarının başladığı yıl olmuştur. Çok partili sisteme geçiş ile birlikte, DP İslamcı siyasetin durağı olmuştur. Ezanın, Türkçe'den Arapça'ya çevrilmesi, radyolarında dini içerikli yayınlar yapılması bu grupların DP etrafında toplanmasının bazı nedenleridir. DP bu toplulukların partide toplanmasından memnundu.
Bu yıllar da örgütlü bir Siyasal İslam'dan söz edilmesede, örgütlü bir Siyasal İslam'ın temelleri bu dönemde atılmaya başlandı. Dini argümanların ortaya çıkmasıyla, Türk burjuvazisinin değişim istemesi tesadüf değildi. DP, dini söylemler ile kırsal burjuvaziyi temsil ediyordu. Yine bu dönemde Türkiye, dış siyasette Amerika Birleşik Devletleri'ne (ABD) yakınlaştı. Bu yakınlaşmanın en bariz nedeni tırnak içinde Sovyetler Birliği ve komünizm korkusuydu. Bu yakınlaşma da Siyasal İslam'ın yeşermesinde diğer bir nedendir. Komünistler dinsizdir diyerek, tırnak için de komünizm tehlikesini Türkiye'den uzak tutmaya çalışacaklardı. Bu durumun en bariz örneği ABD'nin Yeşil Kuşak Projesidir. Bu proje ile birlikte DP, Türkiye sosyalist hareketinin önüne bir engel olarak çıkmaya başladı. Bu dönem de Laiklik ilkesi ile beraber din düşmanı ilan edilen CHP, Türkiye'de ki komünistlerin din düşmanı ilan edilmesi ile bu yaftandan kurtuldu. Ülkede ki din düşmanı artık komünistlerdi.
DP dönemin de imam hatip liselerinin sayısı arttı. DP iktidara geldiğinde, sayısı yedi olan imam hatip lisesi sayısı, on dokuza yükseldi. Milli Eğitim Bakanı Tevfik İleri, din eğitimi konusundaki düşüncelerini şu şekilde izah etmiştir: “İlkokul çocuğu terbiye ve telkin çağındadır. Çocuk, dini de ancak telkin yoluyla öğrenecektir. Binaenaleyh çocuk, Allah ve peygamber vardır diye öğrendiği bu ilk bilgiyi bütün ömrü boyunca unutmayacaktır. Hâlbuki liseye gelip de kozmografya, astronomi, fizik okuyan bir öğrenci Allah var diye inanmıyorsa veya inanıyorsa artık onun fikrini değiştiremezsiniz (…) Aynı tahsili yapmış ve aynı kudrette iki gençten biri namaz kılsa oruç tutsa diğeri bunları yapmazsa ve aksine boş zamanlarında içki içse ve kumar oynasa, soruyorum bunların hangisi memleket için daha faydalıdır. Yazık… Truman, Churchill vb… din adamlarının önünde diz çöker, el öper… Yobaz olmaz… Fakat bizde dinden ve din lafından, Allah adından, vebadan korkar gibi korkulur… Kızılların ekmeğine yağ sürmeye hakkımız yoktur.”
27 Mayıs 1960 Askeri Darbesi ile Demokrat Parti dönemi son buldu. 27 Mayıs 1960'Darbesi, Siyasal İslam'ı etkilemedi. Çünkü 1960'ların Siyasal İslam'ı, örgütlü olmaktan uzaktı. DP'nin yerini, Adalet Partisi (AP) aldı. AP'nin kontrolünde ki örgütlülükten yoksun kitle, çeşitli eylemler de solculara saldırmaktan öteye gidemedi. 1969 yılında düzenlenen, 6. Filo eylemleri ve Kanlı Pazar "olayları" bu saldırıların en bilindik örnekleridir. Bu saldırılarla, Türkiye'de ki İslamcı hareketlerin burjuvazinin kapı kulu olduğunu göstermektedir.
Yine bu dönem de kurulan Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği, devletin İslamcı yapılarla ilgili niyetini açıkça ortaya koyuyordu. Devlet, kendi kolluk güçlerinin yaptıramadığı işleri bu dernek aracılığıyla yaptırıyordu. Komünizme karşı, İslamcı hareketleri bir bariyer olarak kullanıyordu.
DENİZ DÜZGÜN
6. Filoya karşı direnen devrimci/sosyalist/ solcu gençlik bu eylemi ellerinde Türk bayraklarıyla yaparken, o çok müslüman, milliyetçi ler kıblenin yönünü değiştirdiler 6.filoya secde ettiler.
YanıtlaSil