Ana içeriğe atla

TÜRKİYE SİYASET YENİ YÜZYIL VE İSLAMİYET: TÜRKİYE’DE SİYASAL İSLAMIN KISA TARİHİ-2

 

 Siyasal İslam ve getirdiği dönüşüm dünden, bugüne olacak bir dönüşüm değil. Bugünün Türkiye'sini ve Ak Parti'yi daha iyi anlayabilmemiz için Siyasal İslam ideolojisinin tarihini iyi bilmemiz gerekir. Çünkü dününü bilmeyen, bugününü ve yarınını sağlam temeller üzerine kuramaz.


Yazı dizisinin ilk bölümünde, Demokrat Partinin (DP) iktidara geldiği 1950 yılından, 1960 yılının sonuna kadar olan dönemi ve Türkiye Komünizmle Mücadele Derneğini ve devletin bu derneği kurmasındaki asıl amacı anlattım. Dizinin ikinci bölümünde 1970’li ve 1980’li yılları anlatacağım.


1970’Lİ VE 1980’Lİ YILLAR


26 Ocak 1970, Türkiye siyasi tarihinin dönüm noktalarından biri oldu. 1950’liler de DP, 1960’lar da Adalet Partisi (AP) içinde var olan Siyasal İslamcılar, bu tarihre Milli Nizam Partisini (MNP) kurdu.


MNP, 1969 seçimlerin de meclise giren, Necmettin Erbakan ve on yedi arkadaşı tarafından kuruldu. Partinin programında islamcı söylemler hakimdi. Partinin kuruluş programında; ‘’Aziz Milletimiz; Bugün, daima Hak'ka bağlılıkta, Hak'kı tutmakta, iyiyi destekleyici, kötüyü men edici hüviyetiyle insanlık tarihinin en ulvi mahreki üzerinde yürüyen Büyük Milletimizin çeşitli tesirlerle kendi yolundan saptırılması gayretlerinin hüküm sürdüğü oldukça uzun bir devreden sonra yeniden ulvi ve şanlı tarihi yörüngesi üzerine oturtulması için füzelerin ateşlendiği gündür. Millî Nizam Partisi; Milletimizi karışık ve karanlık devrelerden sonra aydınlığa götürecek, onu parlak tarihi yörüngesi üzerine yeniden oturtmak için ateşlenen güçlü füzedir. Bugün bu füzenin ateşlendiği gündür. Bugün bu mutlu gündür. Bütün milletimize uğurlu ve hayırlı olsun. Ey daima Hak'kı tutmak, iyiyi sağlamak ve kötüyü menetmek yolunda bulunmak üzere seçilmiş mümtaz ve Aziz Milletimiz!’’ deniliyordu.


MNP programında ortaya atılan bu fikirler daha sonra, ‘’Milli Görüş’’ adı altında, Necmettin Erbakan ve arkadaşları tarafından kurulan bütün partilerce benimsendi. MNP kuruluşundan bir sene sonra, Laikliğe aykırı eylemlerinden dolayı kapatıldı. Yerine 1972 yılında, Milli Selamet Partisi (MSP) kuruldu.


1970’lerde ki Siyasal İslamcı hareket, Türkiye burjuvazisine karşı kolluk gücü toplamada önemli bir rol oynadı. Yine bu dönemin siyasal ve politik ortamında Siyasal İslamcı hareket, sol ve sosyalist hareketlerin önünde bir bariyer olarak durdu.


1970’li yıllar da Arap ve İslam coğrafyasında ki İslamcı Hareketlerin güçlenmesi, Türkiye’de ki Siyasal İslamcı hareketin güçlenmesini sağladı. Diğer ülkelerde ki yazarların kitapları Türkiye’de yayılma ve etki alanı buldu. Bu yayılma ve etki alanı ile birlikte, Siyasal İslam hareketleri örgütlü siyasal mücadeleyi tartışmaya başladı. Siyasal İslamcı hareketlerin örgütlenmesi, 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi ile örgütlü zemine girdi.


1975 yılında, MSP’nin gençlik örgütü olarak kurulan Akıncılar Teşkilatı (AT) ve MSP üyelerinin çoğunlukta olduğu Milli Türk Talebe Birliği (MTTB), üniversite öğrencilerini harekete geçirebilmesine rağmen siyasal bir hedeften yoksundu. Bu dönem de, AT’nda ve MTTB’nde yetişen kadrolar günümüzde Siyasal İslamcı hareketin önder kadrolarını oluşturmaktadır.


12 EYLÜL 1980 ASKERİ DARBESİ VE SİYASAL İSLAM


12 Eylül Darbesi ile birlikte halkın büyük bir kısmı apolitik konuma geldi. Bu da halk kitleleri içinde var olan, solun ve sosyalizmin mevzi kaybetmesine neden oldu. Burada ki en büyük etken, Türkiye burjuvazisinin, Siyasal İslam da dahil elindeki bütün güçlerle gerek ideolojik olarak, gerek fiziksel saldırı olarak Sosyalizme saldırmasıydı. 12 Eylül Darbesinden sonra örgütlü hale gelen Siyasal İslamcı hareket, devletin ve Türkiye burjuvazisinin, ideolojik olarak sosyalizme saldırısının en büyük kanıtıdır.


12 Eylül Darbesi ile kurumsallaşmaya başlayan Siyasal İslamcı hareket, Anavatan Partisi (ANAP) döneminde; daha geniş bir şekilde örgütlenme olanağı buldu. Yine bu dönem de İslamik yaşam tarzı ideolojik ve toplumsal düzeyde meşrulaştırıldı.


Türkiye burjuvazisi, baskı aygıtlarıyla solun örgütlenmesini engellerken, Anti Komünizm porpagandasıyla, Refah Partisi (RP) döneminden başlayarak Siyasal İslamcı hareketin siyasallaşmasını sağladı. Türkiye burjuvazisi Siyasal ve Ilmlı İslamla el ele vererek kendi düzeni adına geniş bir yayılma ve etki alanı yarattı.


DENİZ DÜZGÜN

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

MARAŞ, ÇORUM, SİVAS: SİYASAL İSLAM'IN KIRIK AYNALARINDA TÜRKİYE'NİN YARALARI

VİDEO AÇIKLAMA: LEMAN DERGİSİNE YAPILAN SALDIRIDA ATILAN; KAHROLSUN LAİKLİK, YAŞASIN ŞERİAT SLOGANLARI Türkiye Cumhuriyeti'nin modernleşme yolculuğu, derin toplumsal kırılmalar ve acılarla doludur. Maraş (1978), Çorum (1980) ve Sivas (1993) katliamları, bu kırılmaların en kanlı, en vahşi ve en travmatik tezahürleridir. Bu olaylar, sadece dönemlerinin şiddet patlamaları değil, aynı zamanda Türkiye'deki siyasal İslam'ın karmaşık, çok katmanlı ve rahatsız edici gerçekliğini anlamak için kırık aynalardır. Bu aynalara bakmak, tarihsel ve sosyolojik bir zorunluluktur. Yaralarımızla yüzleşmezsek, geleceği inşa edemeyiz. SOĞUK SAVAŞIN KARANLIK ÇOCUKLARI: MARAŞ VE ÇORUM Maraş ve Çorum, Soğuk Savaş'ın Türkiye'yi kasıp kavurduğu, sağ-sol çatışmasının zirve yaptığı, devletin "kontrgerilla" stratejileriyle iç içe geçtiği bir dönemin ürünüdür. Bu katliamlar, salt "dini" motivasyonlu olmaktan çok, "Türk-İslam Sentezi" ideolojisi etrafında şekillenen a...

ORTA DOĞU’DA SAVAŞIN YENİ PERDESİ: EMPERYALİZMİN VE SİYONİZMİN KARANLIK GÖLGESİ

İsrail’in İran’a yönelik gerçekleştirdiği son saldırılar, yalnızca güncel bir kriz değil, aynı zamanda yaklaşık bir asırlık emperyalist dizaynın yeni bir evresidir. Bu saldırılar, bölge halklarının kaderini belirleyen tarihsel mücadelelerin, sömürünün ve direnişin bugünkü yansımasıdır. Savaş uçaklarının gölgesinde saklanan asıl mesele, enerji kaynaklarının, siyasal rejimlerin ve toplumsal yapının yeniden dizaynıdır. Bu dizaynı gerçekleştiren güçler de bellidir: Amerikan emperyalizmi ve İsrail siyonizmi.  TARİHSEL ARKA PLAN: EMPERYALİZM VE SİYONİZM ORTAKLIĞI İsrail’in 1948’de kuruluşundan bu yana bölgede oynadığı rol, yalnızca Yahudi halkının bir devlet kurma hikayesi değildir. İsrail, Ortadoğu’da emperyalizmin ileri karakolu olarak örgütlenmiştir. İngiltere’den devralınan bu rol, özellikle 2. Dünya Savaşı sonrasında ABD’nin küresel hegemonya hedefleri doğrultusunda şekillenmiş ve İsrail, Amerikan askeri-siyasi çıkarlarının bölgesel uygulayıcısı haline gelmiştir. İsrail’in Filistin ...

6 - 7 EYLÜL 1955: KIRILAN CAMLARIN ARDINDA KALAN SESLER

Tarih bazen yalnızca kitaplardaki satırlarda kalmaz; hala sokaklarda, evlerde ve insanların belleğinde yaşar. 6-7 Eylül 1955 Pogromu, İstanbul’un çokkültürlü yapısına derin bir yara açmış ve o yarayı tanıkların anlatıları hala dile getirir. İşte o gecenin tanıkları...  Rum Esnafın Hatırası “Babamın Beyoğlu’nda küçük bir dükkanı vardı. O gece camlar kırıldığında, komşularımızdan biri bizi evine aldı. ‘Korkmayın, ben buradayım’ dedi. Ama kalabalık büyüdükçe onun da yüzü soldu. Ertesi sabah dükkana indiğimizde raflarda hiçbir şey yoktu. Malları değil, babamın emeğini çalmışlardı. Babam sustu, uzun süre konuşmadı. Birkaç yıl sonra da Yunanistan’a gitmeye karar verdi. Biz İstanbul’u değil, İstanbul bizi kaybetti.” Ermeni Kadının Gözünden “Evimizin penceresinden aşağıyı seyrediyordum. Ellerinde bayraklarla gelen kalabalığı gördüm. Çocuklarımı odalarına sakladım. Kapımıza vuruldu, dualar ettim. Sonra komşumuz Mehmet Bey çıktı, ‘Burası Müslüman evidir’ diye bağırdı. Belki de hayatımızı o k...