1910 yılında İstanbul'da yaşanan Sivri Ada, diğer adıyla Hayırsız Ada katliamı, 80 bin köpeğin ölümüne neden olan trajik bir olaydır. Bu olay, Osmanlı İmparatorluğu'nun Avrupa ile olan ilişkilerinin ve o dönemin sosyal dinamiklerinin bir yansımasıdır. Katliam, Osmanlı yetkililerinin Avrupa'nın taleplerine boyun eğmesi ile şekillenmiştir.
20. yüzyılın başlarında Avrupa'da kimya ve kozmetik sanayileri hızla gelişiyordu. Bu gelişmeler, sokak köpekleri üzerinde yapılan deneylerle destekleniyordu. Avrupa'da sokak köpeklerinin popülasyonu bu deneyler sonucunda azalırken, Fransa Osmanlı Devleti'nden sokak köpeği almak için bir anlaşma imzaladı. Bu anlaşmaya göre, İstanbul'daki sokak köpekleri toplanıp Fransa'ya gönderilecekti.
Sokak köpeklerinin toplanması halk arasında büyük bir huzursuzluğa yol açtı. Osmanlı yetkilileri, halktan köpekleri teslim etmelerini istediyse de, halk bu talebe direnç gösterdi. Köpekler, mahallelerin bir parçası ve koruyucusu olarak görülüyordu. Bu direnişin ardından yetkililer, sokakta yaşayan insanları kullanarak köpekleri toplamaya başladı. Ancak, halk Tophane'de bekletilen köpekleri kurtarmak için isyan etti ve Tophane'ye baskın yaparak köpekleri serbest bıraktı.
Halkın direnişi üzerine yetkililer, daha büyük bir organizasyonla 80 bin köpeği topladı ve Tophane'ye gönderdi. Bu kez, köpeklerin kurtarılmasını önlemek için Tophane'ye asker yerleştirildi. Ancak, Fransa'dan köpeklerin gönderilmesi talimatı bir türlü gelmedi. Bu süre zarfında köpeklerin beslenmesi büyük bir sorun haline geldi. Sonunda köpekler Sivri Ada'ya taşındı. Fransa'dan beklenen haber nihayet geldi ve Fransa anlaşmayı tek taraflı olarak iptal ettiğini bildirdi.
Osmanlı yetkilileri, köpekleri adada kaderine terk ederek askerleri adadan çekti. Halk, kendi çabalarıyla köpeklere bakmaya çalıştıysa da, 80 bin köpeği beslemek için yeterli imkana sahip değildi. Bu noktadan sonra, köpekler açlık ve susuzluktan ölmeye başladı. Aç kalmamak için birbirlerini parçalayarak yediler. Rivayete göre, köpeklerin acı inlemeleri Anadolu yakasındaki sahillerden duyuluyordu. Yine bir başka rivayete göre, köpek ölümleri başlayınca Anadolu yakasındaki sahillerden 1913 yılının başına kadar köpeklerin cesetlerinin kokusu duyulmaktaydı. Halk, yaşananlar için büyük bir suçluluk duygusu içindeydi.
Hayırsız Ada katliamı, Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde yaşanan trajik bir olay olarak tarihe geçti. Bu olay, devlet ile halk arasındaki gerilimi ve Avrupa ile olan ilişkilerin karmaşıklığını gözler önüne serdi. Aynı zamanda, hayvan hakları ve insanlık onuru açısından da önemli dersler içermektedir. Bu trajedi, tarih boyunca unutulmaması gereken bir uyarı niteliğindedir.
(NOT: SİVRİ ADA YAŞANAN KATLİAMDAN SONRA, HALK TARAFINDAN HAYIRSIZ ADA OLARAK ANILMAYA BAŞLANDI)
Yorumlar
Yorum Gönder