Ana içeriğe atla

İNSANLIK TARİHİNİN DÖNÜM NOKTALARI-1: TARIM DEVRİMİ VE YERLEŞİK HAYATA GEÇİŞ

Tarım Devrimi, insanları ilk kez yerleşik bir yaşama yönlendirmiştir. Yerleşik hayata geçişin nedenleri üzerine pek çok varsayım öne sürülmektedir. Artan nüfusla birlikte besin ihtiyacının artması, insanların bitkileri evcilleştirerek besin kaynağı olarak kullanması ve bu süreçte giderek bu bitkilere bağımlı hale gelmesi bu varsayımlar arasındadır. Ortadoğu'da yer alan Bereketli Hilal bölgesinde, birbirinden bağımsız toplumlarda tarım faaliyetlerinin başladığı düşünülmektedir. Bu bölgenin tercih edilmesinde, iklim değişikliğiyle birlikte yağış rejiminin artması ve daha düzenli hale gelmesi, ekilebilir ve sulanabilir arazilerin bolluğu gibi etkenler rol oynamıştır.


Tarım Devrimi’nin yerleşik hayata geçişle doğrudan ilişkili olduğu düşünülse de, Göbeklitepe bu teoriyi sorgulatan bir örnektir. Göbeklitepe, Tarım Devrimi'nden önce inşa edilmiş olup, burada yapılan kazılar, dönemin insanlarının barınaklar inşa ettiğini göstermektedir. Bu durum, yerleşik yaşamın tarımdan önce başlamış olabileceğine dair ipuçları sunmaktadır.


Eski mezarlarda bulunan kemikler üzerinde yapılan analizler, tarım toplumuna geçişten yaklaşık 25 bin yıl önce, insanların yabani tahılları işleyip tükettiğini ortaya koymaktadır. Bu bulgu, tarımın başlangıçta sezonluk bir faaliyet olarak yapıldığını göstermektedir. Ancak, insan topluluklarının avcı-toplayıcılık ve göçebelikten nasıl ve neden tam olarak ayrıldığı hala tam olarak bilinmemektedir. Ancak bilinen bir gerçek var ki, daha fazla bitkinin evcilleştirilmesi, bu geçiş sürecinde önemli bir rol oynamıştır.


Tarım Devrimi, diğer adıyla Neolitik Devrim, insanlık tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri olarak kabul edilir. Bu süreç, bitki ve hayvan yetiştiriciliğinin başlamasıyla, insanların avcı-toplayıcı yaşam tarzından üretici bir yaşam tarzına geçişini simgeler. Yaklaşık 12 bin yıl önce gerçekleşen bu devrim, insanlık tarihinin seyrini köklü bir biçimde değiştirmiş, toplumsal yapıları, ekonomiyi ve insan ilişkilerini derinden etkilemiştir.


Tarım Devrimi ile birlikte, insanlar sadece bitkileri değil, aynı zamanda hayvanları da evcilleştirmeye başlamıştır. Yaklaşık 12 bin yıl önce, günümüz Irak ve Anadolu coğrafyalarında koyun ve keçi sürülerinin evcilleştirildiğine dair arkeolojik buluntular bulunmaktadır. Hayvanlar, tarım faaliyetlerinin düzenli hale gelmesiyle birlikte, işgücü olarak kullanılmanın yanı sıra, artan nüfus için süt ve et kaynağı olarak da önemli hale gelmiştir.


Tarım Devrimi, sadece tarım ve hayvancılık alanlarında değil, toplumsal ve siyasal yapıda da köklü değişikliklere yol açmıştır. İnsanların yerleşik hayata geçmesi, büyük yerleşim birimlerinin ve nihayetinde ilk devletlerin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Tarım Devrimi, insanlık tarihinin en önemli kilometre taşlarından biri olarak, günümüz medeniyetinin temellerini atmıştır.


KAYNAKÇA

1. ERİN BLAKEMORE - NEOLİTİK DEVRİM NEYDİ? (NATİONAL GEOGRAPHİC) 

https://www.nationalgeographic.com/culture/article/neolithic-agricultural-revolution

2. SELMAN ŞEREF - YERLEŞİK HAYATA GEÇİŞİN BAŞLANGICI VE TARIM DEVRİMİ (MİK PORTAL) 

https://www.google.com/amp/s/medyaveiletisim.kulup.tau.edu.tr/yerlesik-hayata-gecis-tarim-devrimi/amp/

3. YUSUF CEYLAN - MEDENİYETİN DOĞUŞU: BEREKETLİ HİLAL (FLAPS CLUB) 

https://flaps.club/medeniyetin-dogusu-bereketli-hilal/

EK OKUMALAR

1. JARED DİAMOND - TÜFEK, MİKROP VE ÇELİK

2. GORDON CHİLDE - TARİHTE NELER OLDU

3. YUVAL NOAH HARARİ - HAYVANLARDAN TANRILARA SAPİENS


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MARAŞ, ÇORUM, SİVAS: SİYASAL İSLAM'IN KIRIK AYNALARINDA TÜRKİYE'NİN YARALARI

VİDEO AÇIKLAMA: LEMAN DERGİSİNE YAPILAN SALDIRIDA ATILAN; KAHROLSUN LAİKLİK, YAŞASIN ŞERİAT SLOGANLARI Türkiye Cumhuriyeti'nin modernleşme yolculuğu, derin toplumsal kırılmalar ve acılarla doludur. Maraş (1978), Çorum (1980) ve Sivas (1993) katliamları, bu kırılmaların en kanlı, en vahşi ve en travmatik tezahürleridir. Bu olaylar, sadece dönemlerinin şiddet patlamaları değil, aynı zamanda Türkiye'deki siyasal İslam'ın karmaşık, çok katmanlı ve rahatsız edici gerçekliğini anlamak için kırık aynalardır. Bu aynalara bakmak, tarihsel ve sosyolojik bir zorunluluktur. Yaralarımızla yüzleşmezsek, geleceği inşa edemeyiz. SOĞUK SAVAŞIN KARANLIK ÇOCUKLARI: MARAŞ VE ÇORUM Maraş ve Çorum, Soğuk Savaş'ın Türkiye'yi kasıp kavurduğu, sağ-sol çatışmasının zirve yaptığı, devletin "kontrgerilla" stratejileriyle iç içe geçtiği bir dönemin ürünüdür. Bu katliamlar, salt "dini" motivasyonlu olmaktan çok, "Türk-İslam Sentezi" ideolojisi etrafında şekillenen a...

ORTA DOĞU’DA SAVAŞIN YENİ PERDESİ: EMPERYALİZMİN VE SİYONİZMİN KARANLIK GÖLGESİ

İsrail’in İran’a yönelik gerçekleştirdiği son saldırılar, yalnızca güncel bir kriz değil, aynı zamanda yaklaşık bir asırlık emperyalist dizaynın yeni bir evresidir. Bu saldırılar, bölge halklarının kaderini belirleyen tarihsel mücadelelerin, sömürünün ve direnişin bugünkü yansımasıdır. Savaş uçaklarının gölgesinde saklanan asıl mesele, enerji kaynaklarının, siyasal rejimlerin ve toplumsal yapının yeniden dizaynıdır. Bu dizaynı gerçekleştiren güçler de bellidir: Amerikan emperyalizmi ve İsrail siyonizmi.  TARİHSEL ARKA PLAN: EMPERYALİZM VE SİYONİZM ORTAKLIĞI İsrail’in 1948’de kuruluşundan bu yana bölgede oynadığı rol, yalnızca Yahudi halkının bir devlet kurma hikayesi değildir. İsrail, Ortadoğu’da emperyalizmin ileri karakolu olarak örgütlenmiştir. İngiltere’den devralınan bu rol, özellikle 2. Dünya Savaşı sonrasında ABD’nin küresel hegemonya hedefleri doğrultusunda şekillenmiş ve İsrail, Amerikan askeri-siyasi çıkarlarının bölgesel uygulayıcısı haline gelmiştir. İsrail’in Filistin ...

6 - 7 EYLÜL 1955: KIRILAN CAMLARIN ARDINDA KALAN SESLER

Tarih bazen yalnızca kitaplardaki satırlarda kalmaz; hala sokaklarda, evlerde ve insanların belleğinde yaşar. 6-7 Eylül 1955 Pogromu, İstanbul’un çokkültürlü yapısına derin bir yara açmış ve o yarayı tanıkların anlatıları hala dile getirir. İşte o gecenin tanıkları...  Rum Esnafın Hatırası “Babamın Beyoğlu’nda küçük bir dükkanı vardı. O gece camlar kırıldığında, komşularımızdan biri bizi evine aldı. ‘Korkmayın, ben buradayım’ dedi. Ama kalabalık büyüdükçe onun da yüzü soldu. Ertesi sabah dükkana indiğimizde raflarda hiçbir şey yoktu. Malları değil, babamın emeğini çalmışlardı. Babam sustu, uzun süre konuşmadı. Birkaç yıl sonra da Yunanistan’a gitmeye karar verdi. Biz İstanbul’u değil, İstanbul bizi kaybetti.” Ermeni Kadının Gözünden “Evimizin penceresinden aşağıyı seyrediyordum. Ellerinde bayraklarla gelen kalabalığı gördüm. Çocuklarımı odalarına sakladım. Kapımıza vuruldu, dualar ettim. Sonra komşumuz Mehmet Bey çıktı, ‘Burası Müslüman evidir’ diye bağırdı. Belki de hayatımızı o k...