Ana içeriğe atla

ÖZGÜRLÜĞE GİDEN YOL

DÜŞÜNÜN VE SORGULAYIN ÜZERİNE DÜŞÜNÜLMEMİŞ SORGULANMAMIŞ YAŞAM BOŞA GEÇMİŞ BİR YAŞAMDIR


Dünyada sana dayatılan kurallar ve sınırlar arasında kaybolmuş gibi hissedebilirsin. Başkalarının belirlediği rotalarda yürümek, başkalarının doğrularıyla yaşamak kolay gelebilir. Ama asıl devrim, kendi doğrularını keşfetmektir. Asıl isyan, kendi bilincinin iplerini eline almak ve kendi zihnini özgür bırakmaktır.


Sistem sana ne öğretirse öğretsin, senin en güçlü silahın her zaman düşüncen, sorgulama yeteneğin ve öğrenme arzundur. Zihnin sınır tanımaz; ona ne kadar çok yatırım yaparsan, o kadar güçlü olur. Bu yüzden en büyük özgürlük, kendini eğitmektir.


Kendini eğitmek, sadece okulda alınan formal eğitimle sınırlı değildir. Hayat, her anı bir ders olan, sürekli gelişen bir öğretmendir. Günlük yaşantının içinde, her karşılaştığın zorlukta, her başarıda kendini daha iyi tanıma fırsatı bulursun. Dış dünyanın beklentilerine kapılmadan, kendi iç dünyanı zenginleştir. Sıradan biri olsan bile, zihnini özgür bırak.


Zincirleri kırmanın, kuralları yıkmanın yolu bellidir: Kendini eğit! Okulda, işte ya da sokakta söylenenlere değil, kendi doğrularına kulak ver. Zihnini özgür bırakmak, her şeyin başlangıcıdır. Çünkü bir kez düşünmeye başlarsan, kimse seni susturamaz.


Her adımda, her deneyimde kendini eğit. Beynin, seni bambaşka ufuklara taşıyacak en güçlü silahındır. Onu geliştirmekten, büyütmekten asla korkma. Çünkü senin özgürlüğün, kendi eğitiminde saklıdır.


HAYATA Kİ BÜTÜN DOĞRULARINIZ YA DA YANLIŞLARINIZ KENDİ AKIL SÜZGECİNİZDEN GEÇEN DOĞRULAR YA DA YANLIŞLAR OLSUN



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MARAŞ, ÇORUM, SİVAS: SİYASAL İSLAM'IN KIRIK AYNALARINDA TÜRKİYE'NİN YARALARI

VİDEO AÇIKLAMA: LEMAN DERGİSİNE YAPILAN SALDIRIDA ATILAN; KAHROLSUN LAİKLİK, YAŞASIN ŞERİAT SLOGANLARI Türkiye Cumhuriyeti'nin modernleşme yolculuğu, derin toplumsal kırılmalar ve acılarla doludur. Maraş (1978), Çorum (1980) ve Sivas (1993) katliamları, bu kırılmaların en kanlı, en vahşi ve en travmatik tezahürleridir. Bu olaylar, sadece dönemlerinin şiddet patlamaları değil, aynı zamanda Türkiye'deki siyasal İslam'ın karmaşık, çok katmanlı ve rahatsız edici gerçekliğini anlamak için kırık aynalardır. Bu aynalara bakmak, tarihsel ve sosyolojik bir zorunluluktur. Yaralarımızla yüzleşmezsek, geleceği inşa edemeyiz. SOĞUK SAVAŞIN KARANLIK ÇOCUKLARI: MARAŞ VE ÇORUM Maraş ve Çorum, Soğuk Savaş'ın Türkiye'yi kasıp kavurduğu, sağ-sol çatışmasının zirve yaptığı, devletin "kontrgerilla" stratejileriyle iç içe geçtiği bir dönemin ürünüdür. Bu katliamlar, salt "dini" motivasyonlu olmaktan çok, "Türk-İslam Sentezi" ideolojisi etrafında şekillenen a...

ORTA DOĞU’DA SAVAŞIN YENİ PERDESİ: EMPERYALİZMİN VE SİYONİZMİN KARANLIK GÖLGESİ

İsrail’in İran’a yönelik gerçekleştirdiği son saldırılar, yalnızca güncel bir kriz değil, aynı zamanda yaklaşık bir asırlık emperyalist dizaynın yeni bir evresidir. Bu saldırılar, bölge halklarının kaderini belirleyen tarihsel mücadelelerin, sömürünün ve direnişin bugünkü yansımasıdır. Savaş uçaklarının gölgesinde saklanan asıl mesele, enerji kaynaklarının, siyasal rejimlerin ve toplumsal yapının yeniden dizaynıdır. Bu dizaynı gerçekleştiren güçler de bellidir: Amerikan emperyalizmi ve İsrail siyonizmi.  TARİHSEL ARKA PLAN: EMPERYALİZM VE SİYONİZM ORTAKLIĞI İsrail’in 1948’de kuruluşundan bu yana bölgede oynadığı rol, yalnızca Yahudi halkının bir devlet kurma hikayesi değildir. İsrail, Ortadoğu’da emperyalizmin ileri karakolu olarak örgütlenmiştir. İngiltere’den devralınan bu rol, özellikle 2. Dünya Savaşı sonrasında ABD’nin küresel hegemonya hedefleri doğrultusunda şekillenmiş ve İsrail, Amerikan askeri-siyasi çıkarlarının bölgesel uygulayıcısı haline gelmiştir. İsrail’in Filistin ...

6 - 7 EYLÜL 1955: KIRILAN CAMLARIN ARDINDA KALAN SESLER

Tarih bazen yalnızca kitaplardaki satırlarda kalmaz; hala sokaklarda, evlerde ve insanların belleğinde yaşar. 6-7 Eylül 1955 Pogromu, İstanbul’un çokkültürlü yapısına derin bir yara açmış ve o yarayı tanıkların anlatıları hala dile getirir. İşte o gecenin tanıkları...  Rum Esnafın Hatırası “Babamın Beyoğlu’nda küçük bir dükkanı vardı. O gece camlar kırıldığında, komşularımızdan biri bizi evine aldı. ‘Korkmayın, ben buradayım’ dedi. Ama kalabalık büyüdükçe onun da yüzü soldu. Ertesi sabah dükkana indiğimizde raflarda hiçbir şey yoktu. Malları değil, babamın emeğini çalmışlardı. Babam sustu, uzun süre konuşmadı. Birkaç yıl sonra da Yunanistan’a gitmeye karar verdi. Biz İstanbul’u değil, İstanbul bizi kaybetti.” Ermeni Kadının Gözünden “Evimizin penceresinden aşağıyı seyrediyordum. Ellerinde bayraklarla gelen kalabalığı gördüm. Çocuklarımı odalarına sakladım. Kapımıza vuruldu, dualar ettim. Sonra komşumuz Mehmet Bey çıktı, ‘Burası Müslüman evidir’ diye bağırdı. Belki de hayatımızı o k...